Sivasta çıktı da iş arıyordu
Önüne gelene sordu ha sordu
Durup dinlenmeden yol yürüyordu
Kendini boşuna yordu ha yordu
Burası Ankara devletin tahtı
Burdan açılmıştı ulusun bahtı
Döndü Anıtkabre ataya baktı
Bir güzel hayaller kurdu ha kurdu
İstanbul hem kara hemi de deniz
Yorgundu bezgindi solgundu beniz
Dedi şimdi burda nasıl ederiz
Sirkeci garında durdu ha durdu
Sordu kendisini peki ben kimim
Nere benim yurdum hangi milletim
Yunan savaşında kalmıştı yetim
Ah çekip boynunu vurdu ha vurdu
İzmir çarşısında kordun boyunda
Baharen yanında kiraz ayında
Ege kıyısında körfez kıyında
Gönlünün sulara verdi ha verdi
Mersine gidince limana vardı
Belki elli yerde işçilik sordu
Midesi bulandı gözü karardı
Kendini kumlara serdi ha serdi
Adana ovası uzanır gider
Pamuğa bürünür bezenir gider
Bir zamanlar orada ırgatlık eder
Eline ne geçse kârdı ha kârdı
Sırtı gömleksiz ayağı yalın
Sarı sıcağında Orhan Kemal'in
On beş ay çekmişti kahrını elin
Dayanıp direnmek zordu ha zordu
Gurbete çıkalı altı ay oldu
Biricik yavrusu aklına geldi
Yüreği sızladı gözleri doldu
Sılaya hasreti vardı ha vardı
Sırtladı yorganı yollara düştü
Ovayı yürüdü torosu aştı
Niğde'den o yana Kayseri kıştı
Yollar kapanmıştı kardı ha kardı
Doğu katarına bir bilet aldı
Üçüncü mevkide uykuya daldı
Bir ara biletçi kapıyı çaldı
Katar da Sivasa girdi ha girdi
Mihneti öyküyü böyle bilmişti
Kardaşın evine gece gelmişti
Karısı hastaydı çocuk ölmüştü
Elini dizine vurdu ha vurdu